İş Dünyasının Sanatla İmtihanı

İş Dünyasının Sanatla İmtihanı
01-01-2014

Dilek Gappi

Biraz canınız mı sıkıldı ya da hayat tek düze mi gidiyor?
Bazen ekonomik krizler, siyasi çalkantılar üst üste gelir ya da hiç sorun yok, olur ya siz karamsarlıklara bürünürsünüz.
Böyle durumlarda benim rehabilitasyonum bellidir.  
Kendimi sanata vururum.
Belki yaşamdaki basitliklere  inat, sanatın ölümsüzlüğünde,  yaratıcılığın damarlarında gezinmek isterim.  
Tiyatro, sinema, bale...  
Sanat merkezlerinin programlarını dikkatli izlerim, tabii  İzmir’de sayıları çok olmadığından yetişmek de zor değil.
Arkas Sanat Merkezi mesela mutlak adreslerimden birisidir. Ve geçenlerde harika tabloları, muhteşem eserleri izlerken bir fikir geldi aklıma.
İçimden ‘evreka, evreka’ diye düşünmedim değil.
Ne kadar makul fikir ya da gerçekçi, tartışılır.
Ya da en azından bir hayali paylaşmış oluruz…
Kendi fikrime kendim bayıldım.
**
Mükemmel bir sergiydi, Arkas yine eşsiz bir kolleksiyon getirmişti; “Cam’ın Şairleri”
Zihnimde müthiş bir tat kaldı.
Ardından yeni açılacak Megapol Sanat Merkezi’ni görünce yine aynı fikir düştü aklıma.  
**
‘Megapol Sanat’ Güzelyalı’da ‘gözalıcı bir restorasyonla yeniden hayata kazandırılan  110 yıllık ‘Tarihi Anadolu Apartmanı’nın hemen bitişiğinde.
Megapol Grup, müthiş bir iş başardı, Sanat Merkezi çok amaçlı salonu ile birçok etkinliğe evsahipliği yapmaya hazırlanıyor. Konserler, resim sergileri, tiyatro, sinema gösterileri ve paneller, sempozyumlar gerçekleştirilecek.
İzmir için  harika bir renk…
**  
Tamam, bu iki sanat merkezini gezerken aklıma mıhlanan fikri anlatıyorum...
Diyorum ki,  tarihi dokusunu kaybetmek üzere olan, hayatla bağları tıkalı bu şehrimizde, kentle büyüyen
şirketlerimiz, ‘Bu iki örnek grup’ gibi başka projeler gerçekleştirebilse.
**
Mesela…
Kentin merkezinde elde kalan tek tük tarihi yapılar var.
Alsancak’ta onlarca eski tarihi ev yıkılmak üzere, hatta hakikatten başımıza yıkılmak üzere.
Tarihi  evlerin belediyeler ile iş dünyası arasında bir anlaşma yapılarak sahipleriyle uzlaşarak ya da kamulaştırılarak birer sanat merkezlerine dönüşümü sağlansa…
Şirketler bu tarihi yapıları düzenlerken, isimlerini verebilse ve  buraları irili ufaklı  sanat merkezlerine dönüştürülse… Ekonomik koşullarda kurslar açılsa, butik sanat organizasyonları düzenlenebilse..
**
“Tatlı rüyalar” seslerini duyar gibiyim.
İş dünyası böyle bir organizasyona kaynak ayırır mı diyenlere bir kez daha Arkas ve Megapol demek isterim.
Bu koca kentte iki grubun yönetim kurulu başkanları Lucien Arkas  ve Selim Gökdemir  kadar yürekli ve duyarlı başka iş adamları yok mu ?
Bilemem tabii sesimizi duyan  olur mu ?....

İzmir Web Tasarım