Alaçatı'nın 'camgeran'ı - Hıdır Göktaş

Alaçatı'nın 'camgeran'ı - Hıdır Göktaş

Melis APAYDIN İDE/İZMİR
Ankara'da başarılı bir gazeteci olan Hıdır Göktaş, 6 yıl önce mesleği bırakıp, Alaçatı'da "Camgeran" isimli cam stüdyosu ve antika dükkanı açtı. Eşi Nuray Göktaş ile 2010 yılında Alaçatı'ya yerleşen Göktaş, şimdi camdan yaptığı el emeği göznuru eserleri yerli ve yabancı misafirlerin beğenisine sunuyor. Camla tanıştıktan sonra hayatının tamamen değiştiğini söyleyen Göktaş, "Renkli cam çubukları şaloma denilen aletten çıkan yüksek ısılı alevde eriterek rengarenk cam boncuklar yapıyorum. Bunlar takıya ve kitap ayraçlarına dönüşüyor. Ayrıca mine tekniğini, cam tozları ve cam parçaları ile bakır-gümüş yüzeyi camla kaplayarak farklı objeler yapmayı öğrendim. En basit görüneninden, en kapsamlısına kadar her biri el emeği göz nuru ve tek. Camla tanıştığımda ve sonra gönül verdiğimde işin buralara kadar geleceğini kimse öngöremiyordu. Bize yeni bir kapı ve yaşam alanı açacağı aklımızın ucundan bile geçmezdi" dedi. Herşeyi arkasında bırakıp gitmeyi kafasına koyan ve yepyeni bir hayata başlayan Hıdır Göktaş, yaşadıklarını HT EGELİ'ye anlattı.

ÇOK SEVDİĞİM MESLEĞİMİ BIRAKTIM
-Bir çok arkadaşınızın hayal ettiği bir mevkideyken, her şeyi arkanızda bırakmaya nasıl karar verdiniz?

Bir çok arkadaşımın hayal ettiği mevki miydi bıraktığım nokta bilmiyorum. Ben uzun yıllar muhabirlik yaptım ve bizim mesleğin ana ve temel yapısının muhabirlik olduğunu düşünüyorum, diğer mevki, makam, post ne derseniz deyin idari, geçidir. Sizin sözünü ettiğiniz dönem Habertürk Gazetesi'nin kuruluş aşamasıdır ve ben de ankara büro'nun kuruluşunda temsilci yardımcısı olarak yer aldım. Çok iyi, Ankara'nın en iyi ve verimli bürosu diyebileceğim bir büro kuruldu. Her gazetenin kuruluş dönemi sancılıdır, bir gazetenin ilk sayısı doğum gibidir, aslolan o bebeğin yaşamasıdır. Ben de bu süreçte iki yıla yakın görev yaptım. Fakat gazeteciliğin genel manada istediğim ve arzuladığım ölçülerde gitmediğini, iyiye gidiş yönünde de bir işaret olmadığına kanaat getirerek, 1984'de Cumhuriyet'te adım attığım çok sevdiğim mesleği 26 yıldan sonra bırakmaya karar verdim.

KARAR AŞAMASI EN ZORU
-Gitmek zor olmadı mı?

Tabii ki hem mesleği bırakma, hem Ankara'yı bırakma, hem de iş değiştirme kolay olmayan süreçler. Zaten uzunca süredir karım Nuray'la Ege'de bir yerde, -herkesin hayali- yaşamayı düşünüyorduk. Kızımız Sera henüz üniversitenin birinci sınıfındaydı. Bu hayali gerçekleştirmeyi kızımızın üniversiteyi bitirdiği zaman ya da son sınıf olarak düşünüyorduk. bu arada Nuray'ın da bürokraside bazı sıkıntıları vardı, görevlendirme-atama yapılmıyordu. 2010 yılı Mart ayı civarında 'emeklilik dilekçelerini verip, gidelim mi?' diye konuştuk, Sera'ya 'Ankara'da tek başına yaşar mısın?' diye sorduk, yanıt da 'evet' olunca kararımız kesinleşti. Gidiyoruz...

İKİ HEVESTEN BİR DÜKKAN ÇIKTI
-Alaçatı'yı seçmenizin özel bir nedeni var mıydı?

Hedef Ege olunca da araştırmaya başladık ve bir rastlantı sonucu Alaçatı oldu... Nuray'ın antika merakı vardı, bazı şeyleri biriktiriyordu. Nuray bir ara Üsküp Büyükelçiliği nezdinde ekonomi ateşesi olarak görev yaparken merak salmıştı antikaya. O dönemde, Sera da Üsküp'te olduğu için evde yalnız olmanın sıkıntısında kurtulmak amacıyla cam sanatlarına merak salmış ve bir de fırın yaptırmıştım. İki hevesten bir dükkan çıkar mı, çıkar dedik ve bu işe kalkıştık. Alaçatı da bu hevese uygun mekan olarak karşımıza çıktı. Ankara'daki evimizi satıp Alaçatı'da bir ev aldık, bir de dükkan kiraladık. Bu süreç üç aydan kısa bir sürede tamamlandı ve 1 Haziran 2010 tarihinde biz Alaçatılı olduk.

2 YIL DERS ALDIM
-Cam sanatında kendinizi nasıl geliştirdiniz?

Cam sanatları ile biraz önce de değindiğim gibi Nuray ve Sera Üsküp'te iken yalnızlık sıkıntımı gidermek üzere tanıştım. Bir arkadaşımın tanıdığı olan cam sanatçısı (rahmetli) Can Bozkurt ile tanıştım ve tanıştığım gün yanında derse başladım. İki yıl kadar ders aldım ve bu arada bir de fırın yaptırdım. İlk öğrendiğim teknik, camın en eski tekniklerinden füzyon tekniği idi. Bu teknikle tasarladığınız objeyi camlarda kesip üst üste, yan yana koyarak fırınlayıp yumuşatıp birbiri ile birleştiriyorsunuz. Eğer şekil-form vermek istiyorsanız ona uygun kalıp yapıp bu kez de kalıbın üzerine koyup 700-850 derece arasında ısıyla şekil veriyorsunuz. Bu teknikle günlük kullanım için tabak-obje yapmanın yanıda sanatsal panolar, heykeller, bina iç dış uygulamaları yapılabiliyor.

AKLIMIN UCUNDAN GEÇMEZDİ
-Şimdi bir çok farklı tekniği bir arada uygulayabiliyorsunuz öyle değil mi?

Daha sonra cam boncuk yapmayı öğrendim, yine Can Bozkurt'tan. Renkli cam çubukları şaloma denilen aletten çıkan yüksek ısılı alevde eriterek rengarenk cam boncuklar yapıyorum. Bunlar takıya ve kitap ayraçlarına dönüşüyor. Ayrıca mine tekniğini öğrendim. Onunla da cam tozları ve cam parçaları ile bakır-gümüş yüzeyi camla kaplayarak farklı objeler yapmayı öğrendim. Onunla da takılar, minik içi rengarenk camla kaplı tabaklar yapıyoruz yapıyoruz dedim çünkü bu süreçler tasarımdan, yapımına, temizliğinden polisajına kadar yoğun emek gerektiyor ve aile olarak bütün bu aşamalarda zihin ve emek birliği yapıyoruz. Bütün hepsinin ortak özelliği ise, tek olması ve eşinin yapılamayacak olması. En basit görüneninden, en kapsamlısına her biri el emeği göz nuru ve tek. Camla tanıştığımda ve sonra gönül verdiğimde işin buralara kadar geleceğini kimse öngöremiyordu. Bize yeni bir kapı ve yaşam alanı açacağı aklımızın ucundan bile geçmezdi.

GAZETECİLİK YAPMA İSTEĞİM 15 TEMMUZ'DA DEPREŞTİ
-Gazeteciliği hiç özlemediniz mi?

Gazetecilik yapılabilecek en keyifli, öğretici işlerden biri. 26 yıl büyük bir keyifle yaptım. Alaçatı'ya yerleştikten sonra da haberleri yakından izledim, hani yarın yeniden işe başlayacakmış gibi. Her gün birkaç gazeteyi okumayı, internet üzerinden haberleri ve de okuyamadığım gazeteleri izlemeyi sürdürdüm. Ama tekrar gazeteciliğe döneyim, haber beni çağırıyor gibi sanrılarım olmadı. Ancak 15 Temmuz darbe girişiminden sonra fena halde gazetecilik yapmak isteğim depreşti, hem olanı biteni gazeteci olarak sorgulamak, hem de gelişmelere, yaşananlara ilk elden ve anlık tanıklık etme isteği çok ağır bastı.

BEYNİMİZİN SANATLA İLGİLENEN KISIMLARI KÖR
-Gelen misafirlerinizin sanatınıza ilgisi nasıl?

Antika ve eski eşyalar büyülü şeyler, yaşanmışlıklar var, her birinin farklı öyküsü var, biz bilsek de, bilmesek de. İnsanlar dükkana girdiklerinde eskiden oynadıkları, kullandıkları, büyüklerinin evinde gördüleri şeylere rastladıklarında birden o günlere dönüyorlar. Geçmişin özlemi ve sıcaklığı sarıyor insanları. Kimi sevinçle, kimi hüzünle anıyor o eski "güzel" günleri. Orson Welles'in Citizen Kane filminin kahramanı gibi, herkes Rozbat'ı arıyor... Ülkemizde sanata, sanatsal yapılara ilgi ve yazık ki çok alt seviyelerde. Bunun yansıması her tür sanata ve sanatsal objeye yansıyor ne yazık ki. Eğitim sistemimiz içinde de sanata ayrılan ders saati ve bu derslerin gerçek anlamda verilmesi konusunda yetersizlikler var; yok denecek kadar az. Durum böyle olunca da tatil beldesinde sanatsal cam objelerin farkına bir çok insan varmıyor bile. İlginçtir, dükkana giren yabancıların büyük bir kesimi camdan yapılmış sanatsal objeleri görür, ilgilenirken, bizim ülkemizden insanların çok azı bunun farkına ve ayırdımına varabiliyor. Ağır bir tanım olabilir ama okurlar beni bağışlasın, beynimizin sanatla ilgilenen kısımları kör; gözler bakıyor ama görmüyor, bayin algılamıyor. Çözüm olarak biz de dükkandaki sanatsal cam obje oranını düşürüp, ağırlıklı olarak avrupa'dan toplanmış eski ve antikalara ağırlık verdik.

KIYI KIYI DENİZLERİ KEŞFETME HAYALİMİZ VAR
-Geleceğe dair planlarınız, hedefleriniz neler?

Gelecek hayali olmadan yaşamak insanı körelten, içinde yaşanılan duruma mahkum eden ve her gün azaltan bir şey. Nuray'la birlikte altı yıl önce hayallerimizin peşinde koşarak Alaçatı'ya geldik ama durmadık, durmaya da pek niyetimiz yok. Nuray zaman zaman, 'hayallerimizi gerçekleştirmek için kaç hayata ihtiyacımız var?' diye sorar. Biz Alaçatı'ya gelirken Bilkent Üniversitesi'nde okuyan kızımız Sera üniversiteyi bitirdi, İngiltere'de master yaptı ve şimdi Londra'da. Bir kaç yıl sonrasına ilişkin ise, daha sakin bir aşamaya geçme, ufak bir tekne alma ve kıyı kıyı denizleri keşfetme hayalimiz var. Ayrıca zaman zaman alıp başımızı gitsek farklı diyarlara da demiyor değiliz. Yeni Zelanda olur diyoruz bazen, bazen Uruguay. Sonra oralar çok uzak, daha yakın olsun deyip İspanya, Hollanda diyoruz. Soğuk gözümüzü korkutsa da zaman zaman aklımız kuzey ülkelerine, Norveç, Finlandiya'ya da kaymıyor değil. Hayal insan için en büyük ihtiyaç; insanı canlı ve diri tutuyor.

UYDU...UYDU...UYDU...
CAM SANATI NEDİR?

Cam işleme sanatı iki şekilde ele alınmaktadır; camın şeklen işlenmesi, cam eşyanın üzerine boya ve desen işlenmesi. Camın şeklen işlenmesi, sıradışı ve adeta sihirli bir sanat dalıdır. Eriyik haldeki camın özel araçlar yardımı ile şekillendirilmesine dayalı bu sanat dalı ile gerek kullanım amaçlı, gerekse süs ve dekorasyon amaçlı birçok çeşitte ürünün imalatı yapılabilmektedir. Kalıplama tekniği bu alanda kullanılan en eski tekniktir. Önceden hazırlanmış kalıba dökülen cam, donduktan sonra kalıptan ayırılır. Diğer teknik ise "üfleme tekniği"dir. Eriyik ve sıvı halde bulunan cam; "pipo" adı verilen içi boş boru ile üflenerek istenilen şekle büründürülür. Bu şekilde birçok dekoratif ürünün yanısıra, bardak, vazo, sürahi gibi kullanım amaçlı ürün de üretilebilmektedir. Cam eşyanın üzerine boya ve desen işlenmesi şeklindeki cam işleme sanatına "vitray" adı verilir. Vitrayın orijinali aslında kırık camların birleştirilmesi ile desenin oluşturulmasıdır. Ancak, oldukça zor olan bu yöntemin yanısıra, hazır camın üstünde özel cam boyaları ile boyama ve konturlama yapılarak desen yapılması daha sıklıkla kullanılan bir yöntemdir.

KİMLİK KARTI
HIDIR GÖKTAŞ KİMDİR?

Gazi Üniversitesi Basın Yayın Yüksek Okulu'nu bitirdi. ve 1984 yılı Temmuz ayında Cumhuriyet Gazetesi Ankara Bürosu'nda gazeteciliğe ilk adımını attı. Daha sonra Nokta Dergisi, Söz Gazetesi ve Güneş gazetesi'nde muhabir ve parlamento muhabiri olarak görev yaptı. Güneş Gazetesi'nin kapanmasının ardından bir süre gazeteciliğe zorunlu ara verip, TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu'nda danışman olarak görev yaptı. Daha sonra tekrar Nokta Dergisi Ankara Bürosu'na istihbarat Şefi olarak gazeteciliğe dönüş yaptı. Kısa süreli bu görevden sonra Reuters Haber Ajansı'nın parlamento ve başbakanlık muhabiri olarak çalışmaya başladı. 15 yıllık bu sürede bir dönem de Parlamento Muhabirleri Derneği'nin başkanlığını yürüttü. 2009 yılında Habertürk Gazetesi kurulurken Ankara Temsilci Yardımcısı olarak Habertürk'te çalışmaya başladı. 2010 yılı Mayıs ayında gazeteciliği bırakıp Alaçatı'ya yerleşti.
 

Başkanın Mesajı


Başkan'ın Mesajı

Başkan'ın Mesajı

"Hayat bir rüyadır. Rüyamıza inanır, algımızı paylaşarak güçlendirir,
berrak hale getirebilirsek, ortak rüyamız olur.
Bunu başarabilirsek, hayat bir tasarım olur, mükemmel bir tasarım !"

S. Selim Gökdemir

İzmir Web Tasarım