İzmir'in masalları - Gürol Tonbul

İzmir'in masalları - Gürol Tonbul

RÖPORTAJ: Melis APAYDIN İDE
İzmirli tiyatrocu ve yönetmen Gürol Tonbul, "Kente Masallar" isimli projeyle İzmirlilere kentin masallarını anlatacak. Ayavukla Kilisesi, Basın Müzesi, Saat Kulesi, Abacıoğlu Hanı, Agora, Efes ve Meserret Oteli gibi tarihi mekanların sahne olarak kullanılacağı projede, oyuncu Sıla Akdeniz, "Yedi Uyurlar Efsanesi", "Amar ve Sara" gibi İzmir'de geçen masalları izleyiciyle buluşturacak. Devlet Tiyatrolarının 60. yılı nedeniyle her ay 1 masal sahneleyeceklerini söyleyen projenin yönetmeni Gürol Tonbul, "Biz, masalları bir başka insanın hayatını anlamlı kılabileceğimizi göstermek için anlatıyoruz. Mitolojik özellikleri nedeniyle masalların İzmir'e çok yakışacağına inanıyorum. İzmirliler masallarla bambaşka dünyalara gidecekler. Çocukluk günlerinde büyükannelerimizin anlattığı o hikayeler, tiyatral anlatımla çok farklı bir boyut kazanacak" dedi. Dokuz Eylül Üniversitesi Güzel Sanatlar Bölümü'nde eğitmenlik yapan, başarılı tiyatro oyuncusu ve yönetmen Gürol Tombul, tiyatro yolculuğunu ve "Kente Masallar" projenin detaylarını HT EGELİ'ye anlattı.

HUKUK FAKÜLTESİNİ BIRAKTIM
-Tiyatro ile yollarınız nasıl kesişti?

1978 yılıydı... Hukuk Fakültesi'nde okuyordum. Babam hukukçu olmamı çok istemişti. Birgün minibüsle Bornova'ya giderken, radyoda öğlen 1 haberlerine denk geldim. Spiker ön kayıtla öğrenci alan bölümleri sıralarken "tiyatro" ismi geçti. Şoföre tiyatro bölümünün nerede olduğunu sordum,"buralarda bir yerde" dedi. Hukuk Fakültesi'nde derse gitmem gerekirken, minibüsten indim, sınava girdim ve kazandım. İçimde bir anda müthiş bir tiyatro tutkusu başladı. Nasıl oldu, neden oldu hala bilemiyorum. İnsan hayatı böyledir, bir anda yaşamınızın seyri değişir. Tiyatroyu kazanınca Hukuk Fakültesi'ni bıraktım. Babam buna çok tepki gösterdi. Evimizde büyük fırtınalar koptu, uzun bir müddet benimle konuşmadı. Sahnede hukukçu rolünü oynadığım bir oyunda beni affetti ve barıştık...

"BİR VARMIŞ BİR YOKMUŞ" HAYATIN ÖZETİ
-Peki, masallar sizin için neden bu kadar özel?

Üniversite yıllarından beri üzerinde düşündüğüm bir şey aslında bu... Bir yere gidiyoruz, nerede bir taş varsa, hemen öyküsünü, efsanesini, masalını anlatıyorlar. Nerede bir su varsa, orada bir anıyı anlatıyorlar. Nerede orman varsa, insanın varoluşuyla ilgili bir şey başlıyor. Tüm bunlar beni her zaman çok etkiledi. Hala gittiğim her yerden taşlar toplarım. "Bir varmış bir yokmuş" aslında insan hayatının en güzel özetidir. Masalın o tekerlemesine bayılıyorum. Ayrıca masallardaki kurtuluş mücadelesi, hala bir umudun olması da beni içine çeken nedenlerden biri. Masal kahramanları taşları boyuyorlar bırakıyorlar, pirinç taneleri bırakıyorlar, oduncu öldürsün diye götürüyor, çoban affediyor. Tüm masallarda hem iyimser bir tablo var, hem de kahramanların başlarından büyük maceralar geçiyor. Masallar sizi bir hayal dünyasına, bir yolculuğa götürüyor.

MASALLAR SAHNENİN DIŞINA TAŞTI
-Masalları sahne dışına taşıma fikri nasıl ortaya çıktı?

Uzun yıllardır oyunlarımda "bir varmış bir yokmuşu", yani masalları kullanıyordum. Zaman içerisinde bu masalları sahneden çıkartıp, "buluntu" mekanlara taşımaya karar verdim. Bence ormanda geçen bir masalı, ormana gidip anlatmak çok daha etkili. Ya da bir handa geçen masalı, kentin tarihi hanlarından birinde anlatmak çok daha özel. Kafamda böyle düşünceler varken, yolumuz Mavi Sanat'tan Sıla-Ahmet Akdeniz çiftiyle kesişti. Masalları, Sıla'nın tiyatral anlatıcığıyla buluşturup farklı mekanlara taşımaya karar verdik. Bu kapsamda sosyal sorumluluk projeleri de yaptık. Cezaevlerine gittik, çocuklar için de çalışmalarımız oldu.

KENTE MASALLAR ANLATACAKLAR
-"Kente Masallar" projesinden bahseder misiniz?

İzmir'in dört bir yanında geçen, pek çok efsane, pek çok masal var. Örneğin; Yavuz Ekinci'nin "Amar ve Sara" diye bir romanı var. Bu romanda kadın, lahtini Efesli birine yaptırmış. Yedi Uyurlar Efsanesi de yine Efes'te geçiyor. "Kente masallar", kente ait bu masalları İzmirlilere anlatma düşüncesiyle ortaya çıktı. Sevgili dostum, İzmir Devlet Tiyatroları Müdürü Tayfun Erarslan ile konuşurken bu projenin İzmir Devlet Tiyaroları'nın 60. yılına çok yakışacağını düşündük. Proje kapsamında ilk durağımız kentin çeperleri olacak. Tiyatroya gelemen kesimin ayağına gideceğiz. Yedi Uyurlar Efsanesi'nin masalını anlatacağız. Bir yandan masal anlatılırken, bir yandan da çok basit malzemelerle hazırladığımız ışık gölge oyunlarımız olacak. İzmirlilere her insanın kendi masalını yaratabileceğini göstereceğiz. Ana hedefimiz mümkün olduğunca çok mahalleye giderek, İzmir'in büyük bir bölümüne ulaşmak.

EFES, AGORA, AYAVUKLA, MESERRET OTELİ
-Efes, Agora gibi tarihi yerlerde de masallar anlatacak mısınız?

Evet, Ocak'tan sonra yine devlet tiyarolarıyla birlikte "buluntu" mekanlara gideceğiz. İlkini Ahmet Piriştina Kent Arşivi Müzesi'ndeki Ulaşım Sergisi'nde bir tramvayda yapmayı planlıyoruz. Burada bir yol masalı anlatacağız. Çok hoş bir atmosfer olacak. Ayavukla Kilisesi'nde dinsel bir masal anlatacağız. Basın müzesinde bir gazetecinin masalını anlatacağız. Saat Kulesi, Abacıoğlu Hanı, Agora, Efes ve Meserret Oteli de kullanmak istediğimiz mekanlar arasında. Devlet Tiyatrolarının aylık programı dahilinde ayda 1 masal anlatmayı planlıyoruz. Yıl sonuna kadar 6-7 farklı masalı, farklı mekanlarda anlatacağız.

İZMİR'E YAKIŞACAK
-Sizce bu masalları dinleyen İzmirliler neler hissedecek?

Biz, masalları bir başka insanın hayatını anlamlı kılabileceğimizi göstermek için anlatıyoruz. Kibritçi kızı anlatırken aslında şunu diyoruz; "dışarıda bu yoksul insanlar için ne yapabilirsiniz?" Keloğlan, Kibritçi Kız gibi halk masalları beni bu yüzden çok etkiliyor. Mitolojik özellikleri nedeniyle masalların İzmir'e çok yakışacağına inanıyorum. İzmirliler masallarla bambaşka dünyalara gidecekler. Çocukluk günlerinde büyükannelerimizin anlattığı o hikayeler, tiyatral anlatımla çok farklı bir boyut kazanacak.

KİMLİK KARTI
Gürol Tonbul kimdir?

Tiyatro eğitimini İzmir Güzel Sanatlar Fakültesi Tiyatro Bölümü Oyunculuk dalında yaptı. Tiyatro Yüksek Lisansını tamamladı. Milliyet Dost Çocuk Tiyatrosu'nda oyuncu olarak çalıştı. 1983 yılında Devlet Tiyatroları'nın açtığı sınavı kazanarak Adana Devlet Tiyatrosu'nda göreve başladı. Ankara Devlet Tiyatrosu'nda, İzmir Devlet Tiyatrosu'nda ve Diyarbakır Devlet Tiyatrosu'nda görev yaptı. Diyarbakır Devlet Tiyatrosu müdürü ve sanat yönetmeni olarak çalıştı. 1986 yılında tiyatro eğitmenlik görevine başladı. İzmir Güzel Sanatlar Fakültesi Tiyatro Bölümü'nde, İzmir Konservatuarı Şan Bölümü'nde, Dicle Üniversitesi Güzel sanatlar Fakültesi'nde,Isparta Güzel Sanatlar Fakültesi'nde ve çeşitli kurumlarda oyunculuk, mimik, rol, konuşma sanatı ve makyaj dersleri verdi. Sanatçının "İyi ki Tiyatro Var" adlı yapıtı Aralık 2014 yılında Yakın Kitabevi etiketiyle çıktı.

 

Başkanın Mesajı


Başkan'ın Mesajı

Başkan'ın Mesajı

"Hayat bir rüyadır. Rüyamıza inanır, algımızı paylaşarak güçlendirir,
berrak hale getirebilirsek, ortak rüyamız olur.
Bunu başarabilirsek, hayat bir tasarım olur, mükemmel bir tasarım !"

S. Selim Gökdemir

İzmir Web Tasarım