Elektroakustik sanatçısından İzmir'e ses labaratuvarı - Mehmet Can Özer

Elektroakustik sanatçısından İzmir'e ses labaratuvarı - Mehmet Can Özer

Yunus Emre ÇINAR/İZMİR
Cenevre Konservatuarı'na kabul edilen ilk Türk olan Mehmet Can Özer ses araştırmaları yapmak ve elektroakustik müziği yaygınlaştırmak için İzmir'de "ses labaratuvarı" kuracak. Yaşamını Berlin'de sürdürürken İzmir'e yerleşen ve Yaşar Üniversitesi Müzik Bölümü'nde doçent olan Özer, "İzmir'de daha keşfedilmemiş bir algı söz konusu. İnsanlar yeni şeylere çok daha açık. Bu dönem içerisinde çok ciddi bir stüdyo ve ses araştırmaları laboratuvarı kuruyoruz. Burada hem bir prodüksiyonumuz, hem de dünya çapında bir stüdyomuz olacak. Aynı zamanda da ses araştırmaları yapacağız" dedi. Elektroakustik müziğin dünya çapındaki isimlerinden olan, eserleri Cumhurbaşkanlığı Orkestrası tarafından seslendirilen Özer sanat yaşamını ve yaptığı müziğin inceliklerini HT EGELİ'ye anlattı.

CENEVRE KONSEVATUARI'NA KABUL EDİLDİ
-Kendinizden bahseder misiniz?

Besteci ve akademisyenim. Bilkent Üniversitesi Müzik Bölümü'nde okudum. Mezuniyetimin ardından Cenevre Konservatuarı'na kabul edildim. Türkiye'de bu bölüme kabul edilen ilk kişi benim. İlk master öğrencisi de ben oldum. Ardından Zürih HMT'de Gerald Bennett ile bilgisayarlı müzik alanında eğitim gördüm. 2005 yılında Türkiye'ye dönerek Başkent Üniversitesi Devlet Konservatuarı'nda uzman öğretim görevlisi olarak çalışmaya başladım. Şimdide burada Yaşar Üniversitesi Müzik Bölümü'nde doçent olarak görev yapıyorum.

İZMİR ÇOK GÜZEL BİR ŞEHİR
-Dünyanın dört bir yanında bulunmuşsunuz, İzmir'e yerleşme fikri nasıl ortaya çıktı?

Berlin'de benim iyi bir pozisyonum vardı ama İzmir çok güzel bir şehir ve ben Türkiye'deki insanların potansiyeline çok inanıyorum. Burada daha keşfedilmemiş bir algı söz konusu. İnsanlar yeni şeylere çok daha açık. İzmir benim zaten çok önceden yaşamak istediğim bir şehirdi. Sayın Murat Barkan'dan teklif gelince keyifle kabul ettim. Bunu bütün kalbimle söylüyorum, Yaşar Üniversitesi çok vizyoner bir okul. Biz bu dönem içerisinde çok ciddi bir stüdyo ve ses araştırmaları laboratuvarı kuruyoruz. Yani hem burada bir prodüksiyonumuz hem de dünya çapında bir stüdyomuz olacak. Aynı zamanda da ses araştırmaları yapacağız.

KLASİK MÜZİĞİN DEVAMI
-Yaptığınız müzikten bahseder misiniz, elektroakustik müzik nedir?

Kendi seslerimi üretebiliyorum. Var olan sesleri alıp başkalaştırıp besteler de yapabiliyorum. Yaptığım işi 'hem elektronik hem de ses kaynaklarını kullanarak yeni müzikler oluşturmak' olarak tanımlayabilirim. Elektronik müzik doğası gereği özgün bir müzik. Sanatı sadece popüler kültür açısından değerlendirebiliyoruz. İnsanlar eşlik edebileceği, ritim tutup dans edebileceği müzikler arıyorlar. Bu müzik klasik müzik kültürünün devamıdır. Yani klasik müzik bugün yapılıyor olsaydı, ki yapılıyor. Şuan çağdaş klasik müzik ile çok sesli orkestranın geldiği noktada müzik yapıyorum.

AZ İNSAN BİLECEK
-Sizce insanlar yaptığınız müziği anlıyor mu?

Bence anlıyorlar. Zamanla ben de gelişiyorum. İlk yaptığım müzikle şuan ki arasında fark var. Şimdi yaptığım müzik insanlara daha yakın. Kitlemi genişletmek istiyorum ama kendim kalarak kendi düşüncemle yapıyorum. Bunun göstergesi konserler. Konserlerden sonra insanların tepkileri benim için belirleyici oluyor. Ama biliyorum ki bu müzik hiçbir zaman kitlesel bir müzik olmayacak. Az insanın bileceği bir şey olacak. Bunda bir sıkıntı görmüyorum.

KİMSE ÜSTÜMÜ PARÇALAMIYOR
-Türkiye'de bu müziğe ilgi nasıl?

Aranjör diye tabir ettiğimiz kişiye insanlar gelir prodüksiyonunu yaptırır. Ancak ben onları yapmıyorum. Stüdyoculuk işlerine Can Atilla'nın stüdyosunda başladım. O zamanlar aranje yaptım. Ama yolumu daha farklı bir tarafa çizdim. Eski hocalarım bile bu işi Türkiye'de yapamazsın diyorlar. Haklılar da. Eski kuşak savaşarak bir şeyler yapmaya çalıştı. Bestecisiniz ancak kimse sizi takmıyor. Eski bir hocam vardı "Umursanmamış" diye bir kitap bile yazdı. İnsanlar sürekli "yapma bu işleri popüler kültüre yönel, para kazanabilsin" dediler. Yurtdışında bir döngü var. Dünyada iş yapan bir besteciyim. Dünyada kabul görüyorum. Ama popüler kültür sanatçıları gibi uçaktan indiğimde kimse üstümü başımı parçalamıyor.

MAĞARADA BİLE KONSER VERDİM
-Sizin müziğinizin dinlenemek isteyenler nereye gitmeli?

Var aslında. Bu müziğin enstrümanları hoparlörler. Yani rakı masasında ya da dans ederken dinlenecek diye bir şey yok. Hoparlörünüz ne kadar iyiyse kaliteliyse bu müzikten keyif alarak dinlersiniz. Sessel olarak çok gelişmiş ve detaylı bir müzik bu. Yani laptoptan dinlerseniz o frekansı alamazsınız. Her yerde olabilir. Ben her türlü kapalı mekanda açık ormanlık alanda da konserler verdim. Mağarada bile konserler verdim.

CUMHURBAŞKANLIĞI'NDAN SİPARİŞ
-Kaç besteniz var?

100'e yakın bestem var.
-Cumhurbaşkanlığı Orkestrası'nda eseriniz seslendirilmiş, nasıl bir duygu?
Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası bana eser sipariş etti. Mayıs ayında konserlerinde çaldılar bunu. Ankara ile ilgili bir parça oldu. İsmi "Üç Hece". 3 patlamadan dolayı böyle bir isim kullandım. İnsanlardan güzel yorumlar geldi.

MÜZİKLERİM DİNLENİYOR
-Nerelerde konserler veriyorsunuz?

Ankara'da ilk konserimi 2005 yılında verdim ve 10 kişi vardı. Bu 10 kişinin içinde 6-7 kişi zaten tanıdıktı, fakat zamanla dinleyici sayısı artmaya başladı. 2010 yılında Ankara Müzik Festivali'nde verdiğim konserde 350'den fazla kişi vardı. Goethe Enstitüsü'ndeki konserlerimde hiç boş yer kalmıyor. Yaptığım müzik kitlesel bir şey değil bunu hepimiz biliyoruz ama takipçisi oluşmaya başladı. Bir şekilde web siteme her gün yüzlerce kişi giriyor, takip ediyor, müziklerim dinleniyor. Bu kadar uç noktadaki söylemin bile bir alıcısı olabiliyor. Ancak ağırlıklı olarak dediğim gibi yurtdışında konser veriyorum. Bu yıl başından bu yana sadece 14 konser verdim yurtdışında.

YABANCI SANATÇILAR GELECEK
-Dijitİzmir adında festival yapmışsınız bahseder misiniz?

İzmir'de ilk kez 2015 yılında "Dijitİzmir" festivallerini yaptım. Bu yılda yapılacak. Festivali geleneksel hale getirmeyi planlıyorum. İki günlük bir festival. Yabancı ülkelerden elektronik müzik alanında sanatçılar geliyor. Bu yıl da gelecekler. Tarih belli değil ancak sonbaharın bitimi zamanında yapılacak. Geçen sene İzmir'den beklemediğim bir ilgi gördüm.

AŞURE GİBİ PROGRAM
-Aşure nedir?

Aşure benim kullandığım programın ismi. Benim istediğim şekilde bir müzik programı yoktu. Sesleri oluşturmak başkalaştırmak benim işim ve bu denli iyi yapan bir program yok. Belli bir tecrübeden sonra başka şeyler istiyorsun. İstediğim dönüşü vermeyen programlar var. Bende bu yazılım üzerine eğitim aldım. Kendi çapımda aynı zamanda destek alarak bu programı oluşturdum. İsmi şuradan gelir: hani aşurenin tarifi sabit değildir, bölgeden bölgeye göre değişir. Benim de temel mantığım buydu. Konser yerine göre farklı sesler kullandım. 2006 yılında ilk bunu geliştirdim ve 2007 yılında ilk prototipini kullandım.

ÖDÜLLERLE DÜNYAYA AÇILDIM
-Çok sayıda ödül almışşsınız nedir bunlar?

Halıcı-Midi Ulusal Beste Yarışması'nda birincilik (1998), Bourges Uluslararası Elektroakustik Müzik Yarışması (2003 ve 2007), Goethe Enstitüsü Sanatçı Ödülü (2006) ve SWR Experimental Studio (2008) ödüllerine layık görüldüm. Bourges Uluslararası Elektroakustik Müzik Yarışması bu benim çok önemliydi çünkü 45 senedir yapılan bir yarışmaydı. Bu aldığım ödülün ardından dünyaya açılma fırsatı buldum.

10 TANE ALBÜM
-Kaç albümünüz var?

2009 yılında Türkiye'nin ilk elektroakustik müzik albümü "Siyah Kalem Dansı"nı çıkardım. Türkiye'de basılan ilk albümdü. İlk yapan kişi ben değilim ama ilk albümü Türkiye'de basan benim. Yayınlanmış 5 solo albümüm var 5 tanede toplama albümde varım. Toplamda 10 albümde varım diyebilirim. Bunlar internet üzerinde çok yerde bulunabiliyor.

KİMLİK KARTI
Doğum tarihi yeri: 16.10.1981-Erzurum
Kariyer: Besteci aynı zamanda Ses Mühendisi. Elektroakustik konserleri ile dünya çapında üne sahip. Yaşar Üniversitesi Müzik Bölümü'nde doçent olarak görev yapıyor. Aynı zamanda konserlerine devam ediyor.
 

Başkanın Mesajı


Başkan'ın Mesajı

Başkan'ın Mesajı

"Hayat bir rüyadır. Rüyamıza inanır, algımızı paylaşarak güçlendirir,
berrak hale getirebilirsek, ortak rüyamız olur.
Bunu başarabilirsek, hayat bir tasarım olur, mükemmel bir tasarım !"

S. Selim Gökdemir

İzmir Web Tasarım