İzmir seyircisi hoşgörülü ama sorgulamıyor - Tayfun Erarslan

İzmir seyircisi hoşgörülü ama sorgulamıyor - Tayfun Erarslan

İzmir Devlet Tiyarosu 60. yılını Agora'da kutlayacak

İzmir Devlet Tiyatrosu'nun 60. yılı
Antik Agora'da kutlanacak


Melis APAYDIN İDE/İZMİR
İzmirlilerin "Bir Garip Orhan Veli" olarak tanıdığı, 2015'den beri İzmir Devlet Tiyatrolarının müdürü olarak görev yapan başarılı oyuncu Tayfun Erarslan, yeni sezon hazırlıklarını, İzmirlilerin tiyatroya olan ilgisini, ve günümüz şartlarında sanat ve sanatçının üzerine düşen görevleri HT EGELİ'ye anlattı. İzmir Devlet Tiyatrosu (İZDT) Müdürü Tayfun Erarslan, İzmir'deki 60 yıllık tiyatro serüvenini Nisan ayında Agora kazı alanında yapılacak gala ile kutlayacaklarını söyledi. İZDT'nin 60. yılı nedeniyle 8'i yeni 8'i eski 16 oyunu İzmirli tiyatroseverlerle buluşturacaklarını belirten Erarslan, "60. yıl galamızı Nisan ayında Agora Meydanında yapacağız. Orada dramatik lirik bir etkinlikle belki de bu kentin tiyatro tarihini yeniden hatırlatacağız. İzmir'de tiyatronun serüvenini konu alan seminerlerimiz ve eski kuşakların radyo tiyatrosu olarak bildiği okuma tiyatrolarımız da 60. yıl etkinliklerimiz kapsamında İzmirlilerle buluşacak" dedi.

EKİM AYINDA 3 YENİ OYUN
-Yeni sezon hazırlıklarınızdan bahseder misiniz?

Her sezon açılışı bizim için çok heyecanlı, tıpkı bir düğün hazırlığı gibi. Bu yıl ekstra bir heyecanımız var. Çünkü İzmir Devlet Tiyatrosu'nun 60. yılını kutluyoruz. 2016-2017 sezonunu normal işleyişimiz doğrultusunda planlarken, 60. yıl organizasyon ve etkinlik planları için de uğraşıyoruz. 1 Ekim'de Urla Sahnesi'nde "Bir Garip Orhan Veli" ile perdemizi sembolik olarak açtık. 7 Ekim'de Konak Sahnesi'nde Oğuz Atay'ın yazdığı "Oyunlarla Yaşayanlar" adlı oyunla sezona başlayacağız. 14 Ekim'de yine Urla Sahnesi'nde Yeşim Dormen ve Yıldırım Türker'in birlike yazdığı "Gölge Ustası" adlı oyunla seyirciye "merhaba" diyeceğiz. 23 Ekim'de Muzaffer Kırıkkalp'in yazdığı ve yönettiği "Ay Işığı Sirki" isimli yeni bir çocuk oyunuyla sahnede olacağız. Ekim ayında bu 3 yeni oyunla sezonu başlatacağız.

TİYATRODA BİR "ORTA DOĞU" HİKAYESİ
-3 güzel oyunla başlayacak bu sezonda başka yenilikler olacak mı?

Geçen yıl İKSEV'le birlikte hazırlanan ve tek temsil yapan "Ermişler ya da Günahkarlar" da bu sezon ilk kez seyirciyle buluşacak. Ayrıca Ekim ayı içerisinde 2 yeni oyunumuz daha provaya girecek. Bir tanesi "Yanık" adlı bir Ortadoğu öyküsü. Bence bu oyun dünya gündemiyle de çok örtüşecek. İçinde ciddi bir insanlık dramı barındıran, olağanüstü heyecanla okuduğumuz ve içimizi acıtarak repertuvarımıza aldığımız bu oyun Kasım sonunda tiyatroseverlere "merhaba" diyecek. Provalara girecek bir diğer oyunumuz Behiç Akın'ın "Newton bilgisayardan ne anlar" isimli oyunu... Bu da bizim için özel bir proje. 2 usta oyuncumuz günümüz insanını, günümüz eylemsizliğini, çok konuşup hiçbir şey yapmayan, her şeyi bildiğini zannedip, gününü çok iyi eleştiren 2 insanın hikayesini sahneye taşıyacak. Geçtiğimiz sezondan, seyircinin ilgisi hala devam eden oyunlarımız da var. "Şahane düğün", "Evet hemen istiyorum", "Ağaçlar ayakta ölür", "Kurban" gibi oyunlarımız da fırsat buldukça seyirciyle buluşacak. Yeni sezonda 8'i yeni, 8'i eski 16 yeni oyunu sahneye taşımayı planlıyoruz.

İZMİR SEYİRCİSİ SORGULAMIYOR
-İzmir seyircisinin tiyatroya ilgisini yeterli buluyor musunuz?

Her kentin bir yaşam biçimi var, belli alışkanlıkları var. İzmir seyircisi sanat etkinliklerini yalnız bırakmıyor, bu doğru. Ama İzmir'in ünlenmesine sebep olan "farklılığını", İzmir seyircisinde ve İzmir insanında bir parça eksik görüyorum. İzmir seyircisi o kadar hoşgörülü ki, eleştiriden biraz yoksun. İtici güç olmuyor. Talepkar değil, sorgulayan değil. Bizi yalnız bırakmıyorlar, salonumuz hep dolu. Ama ben istiyorum ki, "bu kentin tiyatrosu olarak bize şunları da gösterin, biz artık şunları istiyoruz, bunu beğenmedim, bunu çok beğendim" diyebilsinler. Kentin gündemini birlikte oluşturalım, daha elele, daha omuzomuza olalım istiyorum. İzmir seyircisini bu konuda yetersiz buluyorum.

SANAT MEKANI ÜRETMEK ÜLKE GENELİNDE BÜYÜK BİR YARA
-Devlet tiyatrosu İzmir'de Konak ve Urla olmak üzere 2 sahnede perde açıyor. Sahne sayısını arttırmak için projeleriniz var mı?

Biz devlet tiyatrosu olarak Karşıyaka sahnemizin inşaatını sürdürüyoruz. Çalışmalar biraz uzadı, hatta endişeye sebep oldu. Karşıyakalı seyircimiz "neden olmuyor, bir sorun mu var" gibi düşüncelere kapıldı. Ancak Karşıyaka'nın fiziki şartlarından ve o muhitte inşaat yapmanın zorluğu nedeniyle geciktik. İnşallah önümüzdeki sezon Karşıyaka sahnemiz faaliyete geçecek. Bornova'da Kültür Bakanlığı bir kültür merkezi inşa ediyor. Devlet tiyatrosu orada da yer alacak. Biz kendi bünyemizde sahnelerimizi çoğaltmaya çalışıyoruz. Ama kentin yerel yönetimlerine de çok iş düşüyor. İzmir'de irili ufaklı salonlar var ama sanat etkinlikleri için çok yetkin ve yeterli değiller. İzmir'e ait, İzmir'e yakışan büyük salonlar ne yazık ki yok. Bu anlamda kentin bütün dinamiklerinin de çalışması gerekiyor. Sanat mekanı üretmek ülke genelinde çok büyük bir yara. Yerel yönetimler olağanüstü bütçeler ayırarak "çok amaçlı" salonlar yapıyorlar. Çok amaçlı salonda tiyatro, opera yapılamıyor. Oysa teknik bilgiye sahip kişilere danışarak gerçek bir tiyatro salonu inşa edilse, orada istediğiniz tüm etkinlikleri yapabilirsiniz.

GÖREVİMİZ HER ŞARTTA PERDEYİ AÇMAK
-Günümüz koşullarında sanatın ve sanatçının önemi sizce nedir?

Tiyatronun ya da sanatın her dalının yaşadığı gerçeklerden uzak kalması, etkilenmemesi düşünülemez. Bu ülkenin vatandaşları olarak biz de aynı stres altında yaşıyoruz. Sanatın eğlendirici ya da biraz nefes aldırıcı yanının ötesinde, uyarıcı, aydınlatıcı ve toplu hareket ettirici gücüne çok ihtiyaç var. Biz de o alanı kullanmaya çalışıyoruz. Seçtiğimiz eserlerde hem günümüze hem çağımıza ışık tutmaya elbette çalışıyoruz. Elbette bu kadar stresin altında olan izleyicimize biraz da olsa nefes aldıracak eserleri de bünyemizde bulundurmaya çalışıyoruz. Sanatın birleştirici ve soluk aldırıcı gücünü ön planına çıkarmaya çalışıyoruz. Türkiye'nin koşullarından bunu yaparken biraz zorlanıyoruz. Çünkü kendinizi günün gerçeklerinden ayrıştıramıyorsunuz. Ama ortalama entelektüel bireyler olarak bizim görevimiz hangi koşulda hangi şartta olursa olsun perdemizi açmak. Sanat kurumları, özellikle de devlet tiyatrosu o kentin malıdır, o ülkenin hizmetkarıdır, yaşam alanıdır.

60. YIL GALASI AGORA'DA
-İzmir Devlet Tiyatroları 60. yılını hangi etkinliklerle kutlayacak?

Geçtiğimiz yıl başladığımız öğretmenlerimize yönelik tiyatro eğitimlerine bu yıl da devam edeceğiz. Çünkü bir çoğumuzun tiyatrocu olmasında öğretmenlerimizin etkisi çok büyük. Onlara doğru ipuçlarını verirsek geleceğin tiyatrocularını keşfetmelerini sağlayacağımıza inanıyoruz. Bir diğer projemiz tiyatroya gelemeyenler için olacak. "Tiyatro sadece tiyatro salonunda oynanır" algısını kırmak istiyoruz. Biz çocukların ayağına gitmeyi planlıyoruz, kıyı ve merkez mahallelerde bu kentin masallarını anlatacağız. Kentin masallarını sanatın estetik yöntemleriyle çocuklarımızla paylaşacağız. Bunların yanı sıra İzmir Devlet Tiyatrolarının 60. yıl galasını Nisan ayında Agora Meydanında yapacağız. Orada dramatik lirik bir etkinlikle belki de bu kentin tiyatro tarihini yeniden hatırlatacağız. İzmir'de tiyatronun serüvenini konu alan seminerlerimiz ve eski kuşakların radyo tiyatrosu olarak bildiği okuma tiyatrolarımız da 60. yıl etkinliklerimiz kapsamında İzmirlilerle buluşacak.

KİMLİK KARTI
Tayfun Erarslan, 1967 yılında Almanya'da doğdu. İlköğrenimini Akyazı, orta öğrenimini Gölcük'de tamamladı.1984 yılında Gazi Üniversitesi Kamu Yönetimi Bölümüne girdi. Son sınıftan ayrılıp 1988 yılında girdiği Hacettepe Üniversitesi Ankara Devlet Konservatuvarı Oyunculuk Anasanat dalından 1992 yılında mezun oldu.1993 yılında Adana Devlet Tiyatrosuna Oyuncu olarak atandı.2002–2004 yılları arasında Diyarbakır Devlet Tiyatrosu'nda Oyuncu ve Sanat Yönetmeni olarak görev yaptı.2004 yılında Ankara Devlet Tiyatrosu'nda Sanat Yönetmeni olarak tayin edildi. İzmir Devlet Tiyatrosu'nda müdür olarak görev yapmaktadır. Evli ve bir çocuk babasıdır.

 

Başkanın Mesajı


Başkan'ın Mesajı

Başkan'ın Mesajı

"Hayat bir rüyadır. Rüyamıza inanır, algımızı paylaşarak güçlendirir,
berrak hale getirebilirsek, ortak rüyamız olur.
Bunu başarabilirsek, hayat bir tasarım olur, mükemmel bir tasarım !"

S. Selim Gökdemir

İzmir Web Tasarım