Akademik çalgıcı - Engin Topuzkanamış

Akademik çalgıcı - Engin Topuzkanamış

Melis APAYDIN İDE/İZMİR
Lise çağlarından itibaren müziğe özel bir ilgisi olan Dokuz Eylül Üniversitesi Hukuk Felsefesi ve Sosyolojisi Anabilim Dalı öğretim üyesi Engin Topuzkanamış, fakülteden arta kalan zamanlarını Buca'daki atölyesinde Türk sazları üreterek geçiriyor. Hem akademisyen, hem de çalgı yapımı ustası olması nedeniyle "Akademik çalgıcı" olarak tanınan Topuzkanamış'ın yaptığı sazlara Amerika, Slovenya, İspanya ve Almanya'daki ünlü sanatçılar yoğun ilgi gösterdi. Daha çok kopuz ve Oğur sazı yaptığını söyleyen Topuzkanamış, "Benim için çalgı yapmak, can sıkıntısını atmanın yollarından biri. Mesleğimde mutsuz değilim. Aksine yaptığı işte mutlu olan istisnai insanlardan biriyim. Ders anlatmayı, akademik çalışmalar yapmayı seviyorum. Bunun yanında çalgı atölyem bana farklı bir renk katıyor. Fakülte burayı, burası fakülteyi besliyor" dedi. Bir yandan Hukuk Felsefesi ve Sosyolojisi üzerine akademik çalışmalar yapan, diğer yandan dünca ünlü müzisyenleri Türk sazlarıyla tanıştıran Engin Topuzkanamış, ilginç hikayesini HT EGELİ'ye anlattı.

HAYAT BENİ SÜRÜKLEDİ
-Hukuk ve müzik... Bu iki farklı alana ilginiz nasıl başladı?

Benim hikayem ortaokul-lise yıllarında başlıyor. İki alana da ilgi duymamda, edebiyat ve müzik öğretmenlerimin etkileri çok büyük. Edebiyat öğretmenim sayesinde okumaya heves ettim, bir arkadaş grubumuz oluştu. Müzik öğretmenimden ise gitarı öğrendim. İnsan biraz fazla okumaya başlayınca, hemen memleketi kurtarmaya kalkıyor (gülüyor). Arkadaşlarımla bunu en kısa yoldan Hukuk Fakültesi'ne giderek yapabileceğimizi düşünmüştük. Hiç beklemediğim ve tahmin etmediğim halde Dokuz Eylül Üniversitesi Hukuk Fakültesi'ni kazandım. Aynı zamanda müzikle de uğraşmaya devam ettim ama bu hiç bir zaman profesyonel bir aşamaya ulaşmadı. Çünkü müzik ayrı bir disiplin gerektiriyor. Günde yarım saat çalışarak olacak bir iş değil. Bütün bunlar eş zamanlı giden şeyler. Benim "hukukçu olacağım" ya da "müzisyen olacağım" diye bir hedefim hiçbir zaman olmadı. Hayat bir şekilde beni sürükledi.

EL BECERİM BABAMLA DEDEMDEN GELİYOR
-Ailede müzikle ilgilenen var mı?

Aslında ailemde müzikle ilgilenen yok. Annem ev hanımı. İçimde bütün bunların yeşermesini sağlayan, bana o özgür ortamı yaratan, bu işin görünmeyen mimarı odur. Dedem Akhisar'ın ilk sanat okulu mezunlarından, ilk kaynakçılarından. Çok iyi bir ustadır. Teknik öğretmen olan babam da dedemle birlikte çok küçük yaşta sanayiye girmiş. Türkiye'deki ilk lunapark oyuncaklarını babam yapmıştır. Sanırım el becerim babamla dedemden geliyor.

HUKUK FAKÜLTESİNE AVUKAT OLMAK İÇİN GİRMEDİM
-Hukuk Fakültesi'ni neden tercih ettiniz?

Ben Hukuk Fakültesi'ne avukat ya da hakim olmak için girmedim. Öyle bir hedefim yoktu. Avukatlık stajı yaptım, hakimlik sınavına girdim ama bunlar hep isteksizce olan şeylerdi. Hukuka girmemin temel amacı bir şeyler okumaktı. Bu yüzden derslerle pek ilgilenmedim. Hep müzikle uğraştım. Hukukun bizatihi kendisi kuru bir şey. Bu kişilik meselesi. Bazı insanlar için o da çok eğlenceli olabilir. Bana göre hukukun biraz dışına çıkıp felsefesiyle, sosyolojisiyle ya da halkı nasıl etkilediğiyle ilgilendiğinizde iş renkleniyor. Önünüzde çok geniş bir pencere açılıyor.

ÖĞRENCİLERE DERS ANLATMAKTAN KEYİF ALIYORUM
-Akademisyen olmaya nasıl karar verdiniz?

Okul bittikten sonra diğer arkadaşlarım gibi ben de bir süre ortada kaldım. Sonra Akhisar'a dönüp avukatlık stajına başladım. Bu arada bir arkadaşım fakülteye araştırma görevlisi olarak girmişti. O aradı ve "Hukuk Felesefesi" alanında bir sınav açıldığını söyledi. Zaten hukuk felsefesi ve sosyolojisi dışında herhangi bir alanda çalışmam mümkün değildi. Yapamazdım. İlk girdiğim sınavı kazanamadım. Ama ne şanstır ki aynı sınav 4 ay sonra bir kez daha açıldı. İkinci sınavı kazandım. O günden beri Dokuz Eylül Üniversitesi Hukuk Felsefesi ve Sosyolojisi Anabilim Dalında öğretim üyesiyim. Öğrencilere ders anlatmaktan keyif alıyorum. Akademik kariyerime devam edeceğim. Şuanda "iktidar ve hukuk ilişkisi" üzerine çalışmalarımı sürdürüyorum.

ERKAN OĞUR'UN MÜZİĞİNE VURULDUM
-Bir yanda hukuk profesörlüğüne giden bir yol, diğer yanda müzik sevginiz... Atöyenin kuruluş hikayesinden bahseder misiniz?

1992 yılında tesadüfen Erkan Oğur'u keşfettim. O zamanlar henüz bu kadar tanınmıyordu. Kasetinin kapağında perdesiz gitarı görmüştüm, "bu ne kadar tuhaf bir gitar" dedim ve merak edip aldım. Dinlediğim anda vuruldum. Erkan Oğur istisnai bir adam, bir deha. Bir çok insanı etkilediği gibi beni de etkiledi. Onun yaptığı enstürmanlar bir mağazada bulabileceğiniz türden enstürmanlar değil. Ancak kendi çabanızla yapabilirsiniz. Ben de öyle yaptım. Elimdeki sazlarla oynamaya başladım. Videolar izledim, atölyelere gittim, kendi çabamla o sazları yapmaya çalıştım. İşin marangozluk kısmını öğrendikten sonra bir atölye kurmaya karar verdim ve burayı buldum. 6 yıldan beri okuldan fırsat bulduğum zamanlarda atölyeye geliyorum.

FAKÜLTE ATÖLYEYİ, ATÖLYE FAKÜLTEYİ BESLİYOR
-Çalgı yapımı sizin için bir hobi mi? Hangi enstürmanları yapıyorsunuz?

Ben bu işi hobi olarak yapmıyorum. Her insanın hayatta bir can sıkıntısı var. Benim için çalgı yapmak o can sıkıntısını atmanın yollarından biri. Mesleğimde mutsuz değilim. Aksine yaptığı işte mutlu olan istisnai insanlardan biriyim. Ders anlatmayı, akademik çalışmalar yapmayı seviyorum. Bunun yanında çalgı atölyem bana farklı bir renk katıyor. Fakülte burayı, burası fakülteyi besliyor. Bağlama ailesi çalgılarını yapıyorum. Bir de Erkan Oğur'un tasarladığı, onun yeniden ortaya çıkardığı "kopuz" ve "oğur sazı" var. Onları yapmaya çalışıyorum.

İSRAİL, İSPANYA, SLOVENYA VE ABD'YE KOPUZ VE OĞUR SAZI
-Yaptığınız sazları satıyor musunuz?

Evet. Yılda 7-8 tane özel saz yapıp satıyorum, oradan kazandığımı yine buraya harcıyorum. Sosyal medyada esprili bir adım var "Kopuzi Engin" Bana genelde oradan ulaşıyorlar. İşi biraz büyüten İsrailli müzisyen Gilad Weiss oldu. 3 yıl kadar önce benimle iletişime geçti. Erkan Oğur'u keşfetmiş. Benden bir kopuz ve Oğur sazı istedi. "Niye benden istiyorsun, İstanbul'da Kemal Eroğlu'na yaptır" demiştim. Kendime güvenemiyordum ama ısrar etti. İstediği sazları yaptım. Çok beğendi. Aramızda bir dostluk oluştu. Bu yurtdışındaki insanların beni tanımasına vesile oldu. İspanya'dan Efren Lopez ve Alexandre Guitart,
Slovenya'dan Malindi Morris, ABD'den Tev Stevig ve Almanya'da yaşayan bazı Türklere sazlar yaptım. İngilizce bilmem yurtdışındaki müzsiyenlerle irtibatta olmamda büyük etken. Saz yaptığım kişilerden çok şey öğreniyorum. Sazından anlayan insan yapımcıya çok şey öğretir.

HEDEFİM; İYİ SAZLAR YAPABİLMEK
-İleride daha büyük bir atölye hayaliniz var mı?

Öyle bir halim yok çünkü vaktim yok. Fakültede çok yoğun bir şekilde çalışıyorum. Enstürman çok emek istiyor ve her gün istiyor. Benden saz isteyenlerin vakit sıkıntısının olmaması gerekiyor. 2 ay sonra da yapabilirim, 1 sene sonra da yapabilirim. "Sazı benden isteyip unutacaksınız" diyorum. Çünkü tamamlamam fakültedeki işime bağlı. Hukukçu olduğumu duyunca tabi şaşırıyorlar, "ne alakası var" diyen çok oluyor. Beni tanıdıkça bunun bir sevda olduğunu anlıyorlar. Geleceğe dair küçük bir hedefim var; iyi sazlar yapabilmek.

ÜNİVERSİTE İNSANI KÖRELTİYOR
-Üniversitede Hukuk Fakültesi yerine konservatuara girmek ister miydiniz?

Benim şöyle bir kanaatim var; bizim memlekette hangi işi yapmak istiyorsanız onun okulundan uzak durun. Çünkü bizde okul insanı köreltiyor. Ben konservatuara gitseydim ya da çalgı yapımı bölümüne girseydim muhtemelen bu işi sevmeyebilirdim. Okul gerçekten körelten bir şey, bu yüzden hiç bir şikayetim yok. İnsanlar yapacağı işin dışında bir alan okusun, zaten ondan beslenir.

KİMLİK KARTI
Engin Topuzkanamış kimdir?

1978 yılında Manisa Akhisar'da doğdu. Akhisar Anadolu Lisesi'nin ardından 1996 yılında Dokuz Eylül Hukuk Fakültesi'ne girdi. 2002 yılında Dokuz Eylül Üniversitesi Hukuk Felsefesi ve Sosyolojisi anabilim dalı öğretim üyesi oldu. Çalgı yapımı atölyesini 2011 yılında kurdu. Evli ve 1 çocuk babası.

Başkanın Mesajı


Başkan'ın Mesajı

Başkan'ın Mesajı

"Hayat bir rüyadır. Rüyamıza inanır, algımızı paylaşarak güçlendirir,
berrak hale getirebilirsek, ortak rüyamız olur.
Bunu başarabilirsek, hayat bir tasarım olur, mükemmel bir tasarım !"

S. Selim Gökdemir

İzmir Web Tasarım